Yağlıdere’nin sesi

YAĞLIDERE’NİN SESİ (CAMİYANI) DERGİSİ

Toplum hayatında basının ne kadar önemli olduğunu görüyor, yaşıyoruz. 1990 Yılında “Yağlıdere ve Köyleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği”ni kurduğumuzda, açıkçası, dernek faaliyetlerinin toplum için ne derece önemli olduğunu bilemiyorduk. Zaman içinde çok farklı şeyler ürettik ve uygulamaya koyduk.

Sene 1993, Hiç unutmuyorum. Karides Restaurant da bir gece düzenleyeceğiz. Sayın Nuh Çiçek ile beraber bir adet A3 kağıdını aldık ve ikiye katladık, dernek faaliyetleri ile ilgili bilgileri bu kağıdın üzerine güzelce yapıştırdık. Bülten haline getirdiğimiz bu hazırlığı fotokopi ile çoğalttık. Derneğimizin gecesine gelenlere bu bültenleri dağıttık. Bültenleri okuyanlar, Bu faaliyetleri bu kadar kısa zamanda nasıl yaptınız? diye sormaya başladılar.

1994 Yılında, Zeytinburnu’nda oturan geçlerimizi bir araya getirdik. Derneğin Gençlik Komisyonunu kurduk. Çocuklar söyleyin bakalım, derneğimizde ne gibi faaliyetlerin yapılmasını istersiniz? dedik. Gençler 14 maddelik bir öneri verdiler, bunlar arasında dergi çıkarmak da vardı. Acaba yapabilir miyiz? diye düşünmeye başladık. Matbaalardan teklifler almaya, dergi için hazırlıklar yapmaya başladık.

Kasamızda 7 milyon lira paramız vardı. Matbaalar siyah-beyaz dergiyi 27 milyon liraya, renkli dergiyi 35 milyon liraya basabileceklerini bildiriyorlardı. Ne pahasına olursa olsun, dergiyi renkli çıkarmaya karar verdik. Yağlıdere ilçemizin prestiji için bunu yapmak zorunda idik. Yoğun bir çalışma ile ilk sayımızı başarı ile çıkardık. 35 milyon lirayı da bulup ödedik.

Artık Yağlıderelilerin Sesi, çok önemli mevkii ve makamlara, Türkiye’nin değişik bölgelerine, Almanya ve Amerika’ya kadar ulaşabiliyordu.

İşte dergimizle ilgili önemli bir anekdot;

Dergimizin 6.sayısında yayınlanan “Düşler Gerçeğe Dönerken” başlıklı Eğitimci Cemal TUZCU’nun yazısından alıntı, “Bir gün Giresun’da geziyorum, Seyit Vakkas Hazretlerini ziyaret ettim, aklıma, Acaba Sarı Halife Hazretleri ile ilgili bir şeyler yapılamaz mı? diye bir düşünce takıldı. Yoluma devam ettim. Yağlıdere’ye gitmek üzere bir minibüs’e bindim. Yanıma oturan genç, çantasından bir dergi çıkardı ve okumaya başladı. Göz ucu ile şöyle bir baktım, Sarı Halife Hazretleri hakkında bir şeyler yazıyordu. “Okumak isterseniz buyur ağbi” sözü ile irkildim. Dergiyi aldım, üzerinde “Yağlıdere’nin Sesi (Camiyanı) “ yazıyor. Nasıl duygulandığımı anlatamam. Bizim arkadaşlarımız, bizim düşlerimizi gerçekleştirmişlerdi.”

Bizler gerçekleştirilmesine inanılamayacak düşleri gerçekleştirdik. Bu düşleri gerçekleştirmeye devam etmek zorundayız. Ne pahasına olursa olsun.