BANA ADAMLIĞI ÖĞRETMEYE ÇALIŞANLARA
Bir şiir vardır, bilirsiniz. "Ben güzele ‘güzel' demem./Güzel benim olmayınca." der Karacaoğlan. Bu şiiri her duyuşumda, aklıma, kendisinden olmayan her şeyi -iyi ya da kötü olması önemli değil- çirkin sayan insanlar gelir.
Etrafıma bakıyorum, insanlar birbirini öylesine eleştiriyor ki akıllara ziyan! Eleştirilen kişiler duysa kavga çıkmaması imkânsız. Eleştirinin menzili yok. Ağza ne geliyorsa fütursuzca sıralanıyor. Eleştiren kişilere baktığımda, hayatlarında kayda değer bir başarılarının olmadıklarını da açıkça görüyorum. Sizlerle bir hikâye paylaşıp yazıma öyle devam etmek istiyorum.
Hindistan'da büyük bir ressam yaşıyormuş. Bu ressam, sanatının inceliklerini öğretmek için kurs açmış. Bu kursta azimli ve istekli öğrencilerden biri ustasından aldığı derslerden sonra bir gün ustasına, "Ustam, sizden aldığım derslerden sonra resim sanatının inceliklerini öğrendim; ustalık belgemi alıp sanatımı icra etmek istiyorum." demiş. Usta, "Delikanlı, şimdi senden acele etmeden en güzel resmini yapıp getirmeni istiyorum." demiş.
Delikanlı, gece gündüz çalışarak itina ile yaptığı resmi ustasına getirmiş. Ustası, "Şimdi bu resmi al ve şehrin en işlek meydanına as. Resmin altına da, bu resmi incelemeleri için astığını, hatalı görülen yerlere X (çarpı) işareti koymalarını rica ettiğini yazmayı da unutma!" diye eklemiş.
Genç ressam ustasının dediğini yapmış. Ustası, birkaç gün sonra genç ressamdan resmi astığı yerden getirmesini istemiş. Genç ressam, resmin yanına vardığında tam bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü resmin her tarafı X (çarpı) işaretleriyle doluymuş. Üzüntüyle resmi alarak ustasına götürmüş.
Ustası, genç ressamı teselli ederek aynı resmi bir daha yapmasını istemiş. Genç ressam tekrar gece gündüz ve itina ile çalışarak bir resim daha yapmış. Ustası resmi yine aynı yere asmasını istemiş. Yalnız bu sefer, resmin yanına boya ve fırça koymasını, altına da, "Bu resmi incelemenizi, hatalı bölümler varsa alttaki fırça ve boya ile düzeltilmesini rica ediyorum." yazısını eklemesini söylemiş.
Genç ressam ustasının dediklerini yaparak resmi aynı yere asmış. Ustası, genç ressamdan birkaç gün sonra gidip resmi getirmesini istemiş. Resmin yanına varan genç ressam gördükleri karşısında şaşkınlığa uğramış. Çünkü resmin üzerinde hiç X (çarpı) işareti yokmuş, koyduğu boya ve fırçaya da hiç dokunulmamış.
İnsanlar yapılanları insafsızca eleştirir ancak, "Doğrusunu sen yap ya da doğru yolu göster." denildiğinde yaptıkları şey ya susmak olur ya da edepsizce sözler savurmak.
Yaşadıklarımız aslında genç ressamın yaşadıklarından pek farklı değil. Üniversite son sınıftaydım. Bir arkadaşla Giresun'dan geliyorduk. Yanımıza köyümüzden emekliliğine az kalmış bir öğretmen oturdu. Konuşurken gençliği epey eleştirdi ve bize dönerek " Ahh Ah! Sizin yaşınızda olsam neler yapardım neler!.. Şimdi imkanlar çok, gençlikte iş yok. Oysa yapılacak çok şeyler var..." diye sözler söyleyince arkadaş dayanamadı, "Gençlik bende, haydi bir şey söyle ve ben yapayım!" deyince öğretmen neye uğradığını şaşırdı. Dediğine bin pişman, anlamsız birkaç söz söyledikten sonra sustu.
Bir şeyleri eleştirmeden önce insanın kendi hayatına bakması gerekiyor. Birine "Adam değilsin!" demeden önce, insanın kendisine "Ben adam mıyım?" diye sorması gerekiyor.
Sözü başkasına söylemeden kendine söyleyenlere selam olsun...